Benim çok özel, güzel mi güzel bir kedim var adı da Masal. Ben onu çok seviyorum. Oturduğum sitede doğdu ve biz onu sahiplendik. Russian Blue (Mavi Rus) kırması.
Bana tirilyonları bağışlasalar ondan asla vazgeçmem.
Acaba insanlığımızı kaybetmeye başladık onlarında birer canları olduğunu mu unutuyoruz ? son günler de canım acıyor moralim bozuluyor neden mi ? Bazı yaratıklar Allahın yarattığı sevimli ağzı olan ama konuşup derdini anlatamayan savunmasız hayvanlara eziyet etmekte bunu anlamak mümkün değil. Artık insanların bu kadar vahşileşebileceğine inanamıyorum.
Bu vahşeti yapanların bu dünyada nefes almaları bile zor olmalı.
Yazık çok yazık....
Anlamadığım başka bir olay da hava atmak için yavruyken kedi köpek alıp sonra bakamayıp sokağa atmalarıdır. Kendine güvenemiyorsan alma. Ey vicdansız kendi çocuğunu sokağa atıyor musun ? O da bir can evlat oluyor bizlere..
Lütfen elimizi vicdanımıza koyalım tabii kaldıysa onlarında insanlar gibi bir can taşıdıklarını hatırlayalım
Acıma ve vicdan duygusu olmayan ruh hastası bu insanlara cezaların en büyüğünü vermek için Ülkemizde ne yapılmalı ne yapmalıyız..
Hayvanları güçleri yetmeyen işlere koşmak, yormak, dövmek,işkence etmek ve aç susuz bırakmak merhametle vicdanla bağdaşmaz. Bu davranış dertlerini anlatamayan bu canlılara zulümdür. Kendilerini korumaktan aciz dertlerini anlatamayan bu canlılara merhametsiz ve acımasız davranmanın cezası çok ağır olmalı.
Aileler dikkatli olmalı eğer çocuklarınız hayvanlara eziyet ediyorsa bunu dikkate alın eğer bunu dikkate almazsanız ileride pisikolojisi bozuk hasta birisi olarak karşınıza çıkacak ve insanlar eziyet etmeye başlayacaktır. Bazı kötü niyetli insanlar tarafından kullanılması kolay ve suç işleyen biri olacaktır.
Amerika da FBI tarafından yapılan açıklamada, tecavüzcülerin ve katillerin en büyük ortak özellikleri düzenli olarak hayvanlara şiddet uygulamış olmalarıymış.
Sadece bu bizim Ülkemizde olmuyor tüm dünyada olan bir vahşet..Bir tek bizim Ülkemiz de oluyormuş gibi konuşan yazan çizene de bir dip not olsun diye belirtmek istedim. Evet bizim Ülkemizde cezalar yeterli değil bunun için konuşmak tartışmak doğru olabilir.
ABD de bir köpeğe işkence yaparak tren raylarına bağlayan Polonya asıllı yaratığı ve yine ABD de büyük baş hayvanlara yapılan işkence görüntülerini hatırlatmak isterim.
Orası burası diye ayırmadan bu vahşeti işleyenlere verilecek cezaların ağır olması gerekmektedir.
Tabi ki bunlar için de bizlere düşen görevler vardır.
27 Mayıs 2018 Pazar
4 Şubat 2018 Pazar
İMECE USULÜ İYİLİK
Bugün size fotoğraflarını çekmek için gittiğim İstanbul'un tarihi semti Balatta rastladığım ve sonrasında ara sıra gitmeye gayret gösterdiğim toplamda 28 metrekare olan 3 katlı bir evden bahsetmek istiyorum.
Bu ev ihtiyaç sahipleri için karşılıksız çıkarsız iyilik yapılacağını dünyaya göstermek amacıyla Murat ve Sinem Asilcan çifti tarafından kurulmuş. Çok da iyi olmuş bence.
Bu evin ve kafenin ismi ve konsepti Yüzüklerin Efendisi romanından. ''Hobbit House''
Bu küçük evde 7/24 açık bir gardırop, kitap okuyabilmeleri için bir kütüphane ve özellikle yoksul çocukların yemek yiyebilmeleri için açık mutfak bulunmakta...
Bu gardrobun adı ''Paylaş Kurtul''.. Balat'da kurulan bu küçük ev ''Hobbit House'' ihtiyaç sahiplerinin giyecek sorunlarını çözmeye çalışmakta. Sizler de buraya kullanmadığınız giyeceklerinizi götürebilirsiniz. Eğer uzaktaysanız kargo ile de gönderebilirsiniz.
Girişte ilgimi çeken bir açık kütüphane var. Bu gerçekten çok hoşuma gitti. Bence okumak çok önemli, okuyan çocuk gelişir, okuyan insan karşısındaki kişiyi daha iyi anlar ve kendini de iyi ifade eder. Okuma oranı git gide düşen ülkemizde böyle bir kütüphane küçük de olsa güzel bir hizmet olmuş. Çocukların okumaları için yapılmış olan bu kütüphane 7/24 açık. Yeni proje olarak sokak hayvanlarına mama yardımını da eklemişler. Roman, ders kitabı v.b. bir çok kitap bağışını, mama bağışını, kıyafet bağışını buraya yapabilirsiniz... Paylaşmak güzeldir! Bunların dışında çay, kahve içerek ve kahvaltı yaparak da destek olabilirsiniz. Bu küçük evin mutfağı da ihtiyaç sahiplerine açık. Hobbit House Ütopya Çocuk Aş evi gönüllü ailesi ise Sevgili Maria ve eşi Rıza Bey.
Burada çocuklar çok mutlu ve ben bunu onlarla sohbet ederken gözlerinin içinde gördüm. Yiyecek,giysi ve kitaplarınızı bıraktığınız da ihtiyaç sahibi ailelere ücretsiz olarak dağıtılıyor sokaktan geçenler ücretsiz su içebiliyor. Sahipsiz sokak hayvanlarına mama veriliyor bundan daha güzel ne olabilir diye düşündüm birden.
Gönüllü öğretmenler çocuklarla resim yapıyor, müzik ve tiyatro çalışıyor. Onlara da helal olsun demeden edemeyeceğim.
Siz de çocukların yüzünü güldürmek ve onları mutlu etmek isterseniz 2. el kıyafetlerinizi, kitaplarınızı, oyuncaklarınızı ve defter kalem gibi kırtasiye götürebilirsiniz ya da Hobbit House Balat'da kahvaltı yaparak destek olabilirsiniz. Unutmayın hayat paylaştıkça güzelleşir. Sizin için çöp olan başkasının hayatında hazineye dönüşebilir.
Mutluluk bazen 50 kuruştur kimine trilyon yetmezken..
İyi bir vicdan en iyi yastıktır...
Sevgiyle Kalın
Gülnur...
Bu ev ihtiyaç sahipleri için karşılıksız çıkarsız iyilik yapılacağını dünyaya göstermek amacıyla Murat ve Sinem Asilcan çifti tarafından kurulmuş. Çok da iyi olmuş bence.
Bu evin ve kafenin ismi ve konsepti Yüzüklerin Efendisi romanından. ''Hobbit House''
Bu küçük evde 7/24 açık bir gardırop, kitap okuyabilmeleri için bir kütüphane ve özellikle yoksul çocukların yemek yiyebilmeleri için açık mutfak bulunmakta...
Bu gardrobun adı ''Paylaş Kurtul''.. Balat'da kurulan bu küçük ev ''Hobbit House'' ihtiyaç sahiplerinin giyecek sorunlarını çözmeye çalışmakta. Sizler de buraya kullanmadığınız giyeceklerinizi götürebilirsiniz. Eğer uzaktaysanız kargo ile de gönderebilirsiniz.
Girişte ilgimi çeken bir açık kütüphane var. Bu gerçekten çok hoşuma gitti. Bence okumak çok önemli, okuyan çocuk gelişir, okuyan insan karşısındaki kişiyi daha iyi anlar ve kendini de iyi ifade eder. Okuma oranı git gide düşen ülkemizde böyle bir kütüphane küçük de olsa güzel bir hizmet olmuş. Çocukların okumaları için yapılmış olan bu kütüphane 7/24 açık. Yeni proje olarak sokak hayvanlarına mama yardımını da eklemişler. Roman, ders kitabı v.b. bir çok kitap bağışını, mama bağışını, kıyafet bağışını buraya yapabilirsiniz... Paylaşmak güzeldir! Bunların dışında çay, kahve içerek ve kahvaltı yaparak da destek olabilirsiniz. Bu küçük evin mutfağı da ihtiyaç sahiplerine açık. Hobbit House Ütopya Çocuk Aş evi gönüllü ailesi ise Sevgili Maria ve eşi Rıza Bey.
Burada çocuklar çok mutlu ve ben bunu onlarla sohbet ederken gözlerinin içinde gördüm. Yiyecek,giysi ve kitaplarınızı bıraktığınız da ihtiyaç sahibi ailelere ücretsiz olarak dağıtılıyor sokaktan geçenler ücretsiz su içebiliyor. Sahipsiz sokak hayvanlarına mama veriliyor bundan daha güzel ne olabilir diye düşündüm birden.
Gönüllü öğretmenler çocuklarla resim yapıyor, müzik ve tiyatro çalışıyor. Onlara da helal olsun demeden edemeyeceğim.
Siz de çocukların yüzünü güldürmek ve onları mutlu etmek isterseniz 2. el kıyafetlerinizi, kitaplarınızı, oyuncaklarınızı ve defter kalem gibi kırtasiye götürebilirsiniz ya da Hobbit House Balat'da kahvaltı yaparak destek olabilirsiniz. Unutmayın hayat paylaştıkça güzelleşir. Sizin için çöp olan başkasının hayatında hazineye dönüşebilir.
Mutluluk bazen 50 kuruştur kimine trilyon yetmezken..
İyi bir vicdan en iyi yastıktır...
Sevgiyle Kalın
Gülnur...
29 Ekim 2017 Pazar
bugün cumhuriyetimizin 94.kuruluş yıldönümü.
bugün bize hükmeden tutsak etMeye CALIŞAN güçlere tüm düyanın gözü onünde meydan okuduğumuz günün yıldönümü.
Takvimlerin 29 ekimi gösterdiği gün Cumhuriyet ilan edildi Eşsiz kahraman Mustafa Kemal Atatürk'ün milletine bıraktığı en büyük mirasıdır Cumhuriyet. En büyük değerdir ve biz bu değere sahip çıkmalıyız.Bu değer vazgeçilmezdir..
Özgürlüğümüzü bagımsızlığımızı Atatürk'e ve cumhuriyete borçluyuz.
Özellikle kadınlarımıza sesleniyorum, onurumuzu eşit yurttaşlık haklarımızı cumhuriyete borçluyuz tüm haklarımız için özellikle biz kadınlar cumhuriyete sahip çıkmlıyız.
Dünyada millet olarak kabul görmemiz ve Türk milleti diye söz edilmesi anılmamızı Cumhuriyete borçluyuz.
Kadınlar olarak dimdik ayakta durabiliyorsak çalışabiliyorsak ve özgüvenimiz varsa bunu Atatürk' ve cumhuriyete borçluyuz.
Cumhuriyetten önce Ülke padişahlar,sultanlar,şahlar tarafından yönetiliyordu.Buna mutlakiyet denirdi. Mutlakiyet döneminde egemenlik kayıtsız şartsız tek kişinin elindeydi.
Mustafa Kemal Atatürk tek bir egemenlik var oda milli egemenliktir diyerek 29 ekim 1923 te cumhuriyeti ilan ederek egemenlik kayıtsız şartsız milletindir dedi.
Cumhuriyet milletin seçme seçilme hakkının olduğu bir yönetimdir.
Cumhuriyeti korumak ve yaşatmak bu ülkede yaşayan her vatandaşının görevidir.
29 ekim cumhuriyet bayramımız kutlu olsun...
bugün bize hükmeden tutsak etMeye CALIŞAN güçlere tüm düyanın gözü onünde meydan okuduğumuz günün yıldönümü.
Takvimlerin 29 ekimi gösterdiği gün Cumhuriyet ilan edildi Eşsiz kahraman Mustafa Kemal Atatürk'ün milletine bıraktığı en büyük mirasıdır Cumhuriyet. En büyük değerdir ve biz bu değere sahip çıkmalıyız.Bu değer vazgeçilmezdir..
Özgürlüğümüzü bagımsızlığımızı Atatürk'e ve cumhuriyete borçluyuz.
Özellikle kadınlarımıza sesleniyorum, onurumuzu eşit yurttaşlık haklarımızı cumhuriyete borçluyuz tüm haklarımız için özellikle biz kadınlar cumhuriyete sahip çıkmlıyız.
Dünyada millet olarak kabul görmemiz ve Türk milleti diye söz edilmesi anılmamızı Cumhuriyete borçluyuz.
Kadınlar olarak dimdik ayakta durabiliyorsak çalışabiliyorsak ve özgüvenimiz varsa bunu Atatürk' ve cumhuriyete borçluyuz.
Cumhuriyetten önce Ülke padişahlar,sultanlar,şahlar tarafından yönetiliyordu.Buna mutlakiyet denirdi. Mutlakiyet döneminde egemenlik kayıtsız şartsız tek kişinin elindeydi.
Mustafa Kemal Atatürk tek bir egemenlik var oda milli egemenliktir diyerek 29 ekim 1923 te cumhuriyeti ilan ederek egemenlik kayıtsız şartsız milletindir dedi.
Cumhuriyet milletin seçme seçilme hakkının olduğu bir yönetimdir.
Cumhuriyeti korumak ve yaşatmak bu ülkede yaşayan her vatandaşının görevidir.
29 ekim cumhuriyet bayramımız kutlu olsun...
1 Ekim 2017 Pazar
SONBAHAR ve AŞK...( Hoşgeldin Ekim )
|
Ruhlar bu mevsimde daha durgun daha kaçık daha deli...
Doğa sanki son defa kendini sevdirmek için uğraşırcasına değişik tonlara renklere bürünür.Aşıklar da bu mevsim doğanın bu tonlarına bakarak birbirlerine içlerini döker duygularını gösterirler.
Doğanın yenilenmesi için yaptığı hazırlıkların zamanıdır sonbahar, aslında son da olsa bahardır tekrar yeşillenmek isteyene...Belkide için de az da olsa hüzün barındırdığı için akla gelen aşkların mevsimidir sonbahar...
Sararan yapraklarla dolan yollarda yürüme zamanıdır sevgiliyle. Artık yağmaya başlayan yağmurlarda aynı şemsiye altında ıslanmadan yürüyebileceğin birini bulma zamanıdır sonbahar..
Aşk ekimde kasımda yaşanır. Yaz aşkı falan derler ama bence geçicidir yaz aşkı, yaz insan hayatına verilmiş bir moladır.
Sonbahar sevilip sakınmalık olduğu kadar koynuna kıvrılıp yatmaktır..İşte bu yüzden aşk sonbahara yakışır, sonbahar da aşka...
Bazen aşkı aşık olmadan da yaşamak gerekir hayattan keyif almak için....
Döne döne düşüyorsa son yapraklar
İnceden başladıysa uğuldamaya rüzgar
ve sebepsiz dolanıyorsa diline eski şarkılar
demek ki, vakit sonbahar
demektir ki, yine AŞK var
AŞK Olsun...
Gülnur.
31 Ağustos 2017 Perşembe
SANAL DÜNYA,SANAL BAYRAMLAR
![]() |
Baktığımızda bir çoğumuz sanal dünyadayız. Sosyal medya neredeyse bir çoğumuzun hayatını kapsamış gözüküyor.
Bayramlar sanallaşıyor!
Aile büyüklerinin ziyaret edildiği ve çocukların harçlıklarla sevindirildiği bayramlar geride kalırken bayram tebrikleri, sanaldan sadece bir ekrandan yapılıyor.
Yüz yüze gelmeden o sıcak samimi ilişkilerin yerini alan sanal alem bir çok değerlerimizi bize unutturuyor gibi duruyor.
Gerçekten çok uzakta olan akraba ve dostlarla olan görüşmeler için iyi fakat durum sadece bu değil. Her türlü kutlamalar artık sosyal medya üzerinden yapılmakta....
Büyüklerden hep duyarız, nerede o eski bayramlar..
Doğru Nerede O Eski bayramlar ?
Gülnur
19 Temmuz 2017 Çarşamba
lise yıllarından anılar...
İstanbul beyoğlunda Şimdiki adı İstanbul Atatürk Anadolu lisesinde lise hayatıma başladım.
Bu yazımda size iki anımdan bahsetmek istiyorum. Aslında bahsedilecek çok anılar var fakat ben şimdilik iki tanesinden kısaca bahsedeyim.
Şimdi içmiyorum fakat sigaraya lise de başladım.Okulumuzun tuvalatleri öğretmenlerle ortak olarak kullanılıyordu.
Bir gün tenefüste sigara içmek için bir arkadaşımla lavobaya gittim.Arkadaşım bana gözcülük yapacak yani öğretmen gelirse haber verecekti.
Tuvaletlerin bulunduğu yerde talaşların koyulduğu ayrı bir kapı vardı merdivenlerle aşağıya inen,
sigarayı burada karanlıkta içmekteydim, şimdiki aklımla nasıl yaptım ya ateş düşüp de talaşlar yansa yangın çıksa diyorum...
Arkadaşım, ben aşağıda sigara içerken hocalarımızdan biri gelince bir şekilde bana duyuracaktı.
Ben aşağıdayken güzel hocamız Ümit Hanım geldi. Arkadaşım hocayla sohbet ederek bir şekilde bana hocamızın geldiğini belli etti.
Beni heyecan sardı. Hocamızın dersi yoksa uzun süren bir makyajı olacağını düşünerek dua etmeye başladım. Korktuğum başıma geldi ders zili çaldı arkadaşım iyi dersler hocam dedi ve gitti. Ben ise aşağıda karanlıkta talaşların içinde kalakaldım..
Hocam bakımlı güzel hoş bir bayan olduğu için en az 20 dakika süslenirdi ve öyle de oldu.
Nihayet sevgili hocam yaklaşık 20 dakika sonra kapının açılma kapanma sesinden anlaşılarak lavobadan çıktı.
Çıktı da ben derse geç kaldım yapacak bir şey yoktu artık.
Sınıfa gittim kapıyı çaldım ve içeri girdim. Ders matematik ve hocamız Kemal bey o zamanlar genç bir öğretmen olarak kızlar tarafından beğenilirdi.
Haklı olarak, hayırdır diyerek bu saate kadar nerede olduğumu sordu ve ben kendisine özür dileyerek bağırsaklarımın bozulduğunu o yüzden derse geç kaldığımı söyledim..
Hiç unutmuyorum sınıfın ortasında erkek arkadaşlarımın önünde genç ve erkek bir öğretmene bunu söyledim ve o gün kimseyle konuşmadım, çok utandım...
İkinci olarak paylaşmak istediğim anı ise bana göre çok şeyler anlatıyor...
Okulumuzun kapısından içeri girerken öğretmenlerimiz kılık kıyafet ve saç kontrölü yaparlardı o zamanlar..
Yukarıda bahsettiğim bayan hocam kız öğrencileri, fizik dersine giren bir başka erkek hocamız da erkek öğrencileri kontrol etmekteydi.
Bayan hocamız hiç bir şey demezken erkekleri kontrol eden hocamız bana gözlerindeki sürmeyi çıkar öyle gel dedi.. Ben itiraz ettim '' Hocam gözümde sürme yok dedim'' Evet esmer biri olduğum için gözlerim kendiliğinden sürmeli gibi duruyordu ama kendisi buna inanmadı.
Bilmiyorum bu yazıyı okursa ne der ama o zamanlar bu hocamızla aramız pek iyi değildi sert çabuk kızan bir hocamızdı. Mecburen peki dedim ve lavobaya gittim 5 veya 6 dk bekledim ve geri geldim.
Hocamızın bana dediği, aferim böyle işte bir daha göürsem disipline veririm dedi...
Burada gülmek lazımdı ama o zamanlar gülmek yerine gıcık kapmıştım üzgünüm hocam..
Bu arada bu iki anımı da hocalarımla güzel bir sohbet arasın da kendilerine paylaştım ve birlikte güldük..
Gelelim bu güne ben hocalarımla görüşüyorum hepsini çok seviyorum o zaman durum belki de bunu gerektiriyordu bilemedim yorum sizin...
Bu gün çekinerek yaklaştığımız hocalarımızla dost arkadaş, abi, abla yaklaşımı içerisinde kendileri ile görüşmekteyim. Hepsine saygılarımı ve sevgilerimi yolluyorum..
Eğitim ve öğretim hayatımızda büyük yere sahip olan öğretmenlerimize çok şey borçluyuz...
Saygılarımla,
Gülnur...
7 Temmuz 2017 Cuma
ADAM OLMAK
Adam olmak deyimini sıkça duyarız. Bununla ilgili bir çok deyimde vardır. Örneğin ''Kalıbına bakınca seni adam sanmıştım '' gibi...
Adam olmak kimine göre güç,kimine göre para,kimine göre erkeklik...
Öyle kolay değil adam olabilmek. Adam olmak ne güç,ne para,ne de en tepede olmaktır.
Ne yaşla ne güçle ne de zenginlikle alakası yok adam olmanın...
Verilere bakıldığı zaman erkek sayısı kadınlara oranla biraz daha fazlaymış ülkemizde.
İşte tam da burada aklıma gelen acaba bunların kaçı adam olduğu(!) Bu daha önemli..
Baktığımızda, etrafta adam olan sayı düşük diye düşünüyorum, gözlemlediklerime göre..
Öyle kolay iş değil adam olmak...!
Büyüdüğünü görünce Anaların dediği gibi '' bak kocaman adam oldun artık.'' sözü ile olunmuyor adam.
Okul bitirmekle de diploma sahibi olamakla da adam olunmuyor. ''Okumak cahilliği alır, eşeklik baki kalır'' boşuna denmemiş eskiler...
Etrafa baktığımızda yetişkin fakat Adam olamamış bir sürü erkek var.
Adam olmak bir erkeğin yükselebileceği en büyük yer..Bunun koltukla makamla alakası yok bu başka bir mertebe, en yüksek mertebe..
O yüzdendir ki adam olanı görmek,bilmek,duymak bulmak zor oluyor bu devirde...
İnsan adam olanla arkadaş olmayı istiyor,adam olana aşık olmak istiyor veya dost olmak istiyor ama gerçekten bunu bulmak çok zor..
İnsan adam sandığı kişi tarafından hayal kırıklığına uğruyor..
Tabi ki her erkeği de adam yerine koymamak lazım ki hayal kırıklığı olmasın..
İşte bu nokta da adam olanla adam olmayanı, yani adamla bir erkeği, nasıl ayırt etmek lazım sorusu geliyor akla;
Önce şunu bilmek gerekir, erkek erkektir ama her erkek adam değildir. Bu bir cinsiyet meselesi değil karakter meselesidir. Demek ki karakterini anlamak tanımak lazım önce..
Örneğin zor olan konuları konuşmaktan kaçmamalı adam dediğin,yüzleşmesi gerektiği yerde yüzleşebilmeli,özür dilemesi gerektiği yerde dileyebilmeli, kompleksli olmamalı..
Erkeklerin kaşı gözü çok oynar, ne istediğini bilmez, maymun iştahlıdır. Savaşması gerektiğinde savaşmaz, kaçar ve kolay vazgeçer.Adam olan tam tersine ne istediğini bilir mücadele eder..
Bazı erkekler için sadece cinsellik öndedir..Kadınları cinsel obje gibi görür, kalbi atsın yeter diye düşünür.Eğlencenin peşinde olmayı tercih eder..Yürekli olmak onun için o kadar da önemli değildir..Adam olanda ise önce yürekli olmak ve vicdanlı olmak gelir. Kadında dış görünüş dışında başka özellikler arar.
Erkek verdiği sözün arkasında durmayabilir, sözleri tutarsızdır.Adam olan sözünün arkasında durur. Erkek söz verir adam ise tutar!
Adam gerekeni yapar erkek istediğini...
Adam sevmenin emek işi olduğunu bilir aslında insan emek vermeden birini sevemez..Bu yüzdendir ki her önüne gelene seni seviyorum diyemez.Tıpkı uzun zaman geçmeden dost olunamayacağı ve Yeni tanıştığı birine dostum denilmeyeceği gibi...
Bunları iyi ayırt etmek lazım ki hayal kırıklığı olmasın...ne dersiniz ?
İşin özetini yapmak gerekirse,Adam olmak zordur aslında ama uğraşmalı adam olmak için
çünkü kadınlar kaç tane erkek tanıdım, kaç tane hayatıma girdi diye saymazlar,kaç tane adam tanıdım hayatımda diye sayarlar...
Bazen de baktığınızda adam sandıklarımız adam çıkmıyor bu da ayırt edilmesi zor olan tipler ve en tehlikeli olanlardır..
Adam olmanın kişinin boyu posu giyimi ve makamı ile de hiç alakası yoktur..
Ne demiş Hz. Mevlana;
'' Nice insanlar gördüm üzerinde elbise yok,nice elbiseler gördüm içinde insan yok..''
Gülnur Eskici
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


